KAYNAKLAR

Bu yazıyı beğendiniz mi?
Evet (1) Hayır (0)
Kategori Bilgi Yazar reddear Tarih 28.02.2010 16:24

Yorum(lar) Henüz yorum yazılmadı Yorum yaz Yorum Yaz



Etiket(ler): kaynakalr, metalar, ihtiyaçlar.
kaynaklar hakkında detaylı bilgidir. pazar ekonomisinde kaynaklar hakkında bilgiler verilmektedir.
KAYNAKLAR
 
Hayatı gözlemleyelim. Daha doğrusu hayatta insanların ürettikleri mal ve hizmetleri inceleyelim.  Günlük hayatta pek çok nesne, eşya, mal ve benzeri ürünler kullanılıyor, satın alınıyor, satılıyor. Marketlerde binlerce çeşit mal var. Ekonomik hayatı oluşturan birimlerde milyonlarca mal söz konusudur. Peki, bu kadar malın yapımındaki temel unsur nedir? Diye soralım. Yanıtını düşünmeye başlayalım. Marketten zeytinyağı aldık. Zeytinyağının şişesi ve zeytinyağının yapım sürecinde neler kullanılıyor olabilir? Zeytinyağı elde etmek için bir kere zeytin ağacı olacak. Zeytin ağacının olması için toprak olacak. Tabiatta zeytin ağacına uygun yerler olacak. Toprağı işleyecek ve zeytinleri toplayacak emekçi olacak. Fabrika kuracak büyük miktarda parası olan insan olacak. Girişimci olacak. Fabrikaya makine, tesisat alacak parası olan insan olacak. Müteşebbis olacak. Zeytinin gönderildiği fabrikada makineleri kullanacak ve bunlardan anlayacak emekçi olacak. Zeytinyağını nihaî tüketiciye ulaştıracak yerlerde yine emekçi olacak...
Burada bahsettiğimiz emekçi emeğini kullanıyor ve üretim yapıyor. Girişimci, girişim yapıyor. Toprak sahibi toprağında üretim yapıyor. Makinelerde üretimi sağlıyor. Bakalım bunlara ne deniyormuş?      
***                     ***                       ***
Kaynak sözünün birden çok manası vardır. Kaynak sözü çeşitli bilim dallarında çeşitli anlamlarda kullanılabilmektedir. Kaynak sözünün çoğulu kaynaklar sözü de bu bilim alanlarında farklı manalarda kullanılabilmektedir. İmdi bizi ilgilendiren kısmı olan iktisattaki kaynaklar sözünün anlamına geleyim.                      
***                     ***                       ***
Ekonomi disiplininin ilk önermelerinden biri de kaynaklarla ilgilidir. Peki, kaynaklar nedir?
Kaynaklar; insanların ihtiyaçlarını karşılamada gerekli olan malların ve hizmetlerin üretilmesini sağlamakta olan üretim faktörleridir. Kaynaklar, kısaca, üretimi sağlayan girdilerdir. Bu önermeleri fiiliyattan örneklerle değerlendireyim. Beşeriyetin giyinme ihtiyacını karşılayan giysiler birer maldır. Bu malların üretimindeki girdiler birer kaynaktır. İnsanlığın barınma gereksinimini gideren barınaklar birer maldır. Bu malların üretimindeki faktörler birer kaynaktır. Âdemoğlunun yeme ve içme ihtiyacını karşılayan yiyecekler ve içecekler maldır. Bunların üretilmesine etken olan unsurlar kaynaktır. Başka bir anlatımla, kaynaklar, beşeriyetin gereksemelerini gidermede lâzım olan ürünlerin yapılmasını sağlayan unsurlardır. Kaynaklar, hülâsa, üretim sürecine giren üretim faktörleridir. Bahsedilen bu tanımlar mutlak bir tanımdır. Bu tanımlar zaman içinde veya mekân değiştiğinde değişmez. Zamanda ve mekânda değişmeyen bir tanımdır. Kaynaklarla mal ve hizmet üretilir.  Bu mal ve hizmetler insanlığın gereksinimlerini giderir. Dünyada nereye giderseniz gidin, kaynakların reel hayattaki işlevi de bellidir, tanımı da bellidir.  Kaynakların var olması ve insan gereksinimlerini gidermede lâzım olan ürünleri üretmesi kesin bir doğrudur. Kaynakların tanımı kesin bir tanımdır. Bana göre, sana göre, ona göre değişen bir tanımı yoktur. Nesnel bir bilgidir. Objektiftir. Herkes için geçerli bir bilgidir. İnsanlığın başlangıcından beri, kaynaklar, insanın gereksinimlerini karşılayan malları ve hizmetleri üretmiştir. Kaynaklar mutlak gerçektir. Kaynaklar için yapılan tanım da mutlak bir tanımdır. Değişmez. Kesin bir tariftir. Kaynaklar, gerçek hayatta vardır. Tanımı da bellidir. Değişik tümcelerle tanımlanabilir ama anlamı ve doğruluğu değişmez. Kaynakların kesin bir tanım olduğunu iddia ettim. Ama kaynaklar tarihsel süreç içinde farklılaşmıştır.                   
***                     ***                       ***
Bahsedilen bu kaynaklar hangi girdilerdir? Farklı bir soruyla, kaynaklar hangi elemanlardan oluşur?
Doğa veya tabiat girdisi potansiyel bir kaynaktır. Diğer bir anlatımla toprağın üstünde ve altındaki tüm unsurlar hazır bir kaynaktır. Kısaca doğal unsurlar yerkürede bulunan kaynaklardır. Toprak girdisi ekseri günlük hayatta sürülen, ekilen dikilen bir arazi parçası olarak anılır. Toprağın altındaki doğal kaynaklar, toprağın üzerindeki doğal varlıklar da toprak üretim girdisi dâhilinde iktisat terminolojisinde anlatılır.
 *** 
Emek, insana ait olan bir kaynaktır. Uzun bir anlatımla, insanın üretim sürecinde yer almasıyla üretime katkıda bulunmasıyla ortaya çıkmakta olan, insan tarafından ortaya konulan bir üretim faktörüdür. Başka bir tanımla, üretimdeki fizikî ve düşünsel insan kuvveti emek üretim kaynağıdır. Emek aynı zamanda beşeri sermayenin kaynağıdır. Açıklamam şu ki insanî becerilere veya yeteneğe, fiziksel ve zihinsel güce veya akla sahip olan insan emeğiyle üretim yapar. İş gücü girdisi, mühim bir girdi olup, ekonomideki ürünlerin hem üreticisi ve hem de tüketicisidir. Başka bir anlatımla, mal ve hizmetlerin üretiminde emek gücüyle katılan toplumdaki işgörenler hem bunların üreticisidir ve hem de diğer mal ve hizmetlerin tüketicisidir. Bir ülke ekonomisinde emekçi sayısı, ekonominin bulunduğu ülkedeki insan sayısının toplamından üretime giremeyen, üretim yapamayan yaşlı insanların ve çocukların sayısının çıkarılmasıyla elde edilir.  Reel işgören sayısı, nüfus-(üretime giremeyen yaşlılar+ çocuk sayısı) formülüyle hesaplanır. Emekçilerin bir kısmı kas gücüyle üretim yapar. Emekçilerin bir bölümü beyin gücüyle üretim yapar.
*** 
Sermaye veya anamal girdisi üretilmiş bir kaynaktır. Farklı bir deyişle, ana meta veya temel mal ya da başmal diyebileceğimiz sermaye üretilen bir üretim kaynağıdır. Üretimde hemen tasfiye olmayan uzun bir zaman kullanılabilen makine, araç, gereç, fabrika gibi mallara sabit sermaye denmektedir. Üretim sürecinde kullanıldığında tasfiye olan ve üretilen malın üretimine katkıda bulunan mallara değişken sermaye denmektedir.
Not: Maddî sermaye birikimi bir ülke için olmazsa olmazlardan biri denilebilecek kadar önemlidir. Çünkü ülkenin mal üretimini seri hale getiren, mal üretimini çoğaltan ve toplumun varsıllaşmasını sağlayan en önemli üretim girdisidir. 
***                 ***                       ***
Girişim kaynağı girişimcinin kaynağıdır. Teşebbüs girdisi müteşebbise ait bir girdidir. Toprak, emek ve sermaye girdisini ihtiyaç olduğunda talep eden ve bu üç temel kaynakla insanların ihtiyaçlarını karşılayacağını ve insanlar veya tüketiciler tarafından istemde bulunacağını düşündüğü nihaî malları üreten, zarar etme riskine katlanan, kâr amacı güden kişilerdir. Kapitalist pazar ekonomisinde, girişimciler, üretim sürecinde önemli rol oynarlar. Zira istihdama katkıda bulunan bu girişimciler, ihracat ve ithalâtlarıyla ekonomiyi biçimlendirirler. Kapitalist bir ekonominin ve dolayısıyla bu ekonominin bulunduğu ülkenin gelişmiş bir girişimci sınıfa ihtiyacı vardır. 
***                     ***                       ***
Bu üretim girdilerini sahipleriyle, elde ettikleri gelirle ve mübadeleleriyle de değerlendirelim.
Toprak, toprak malikinin bir kaynağıdır. Topraktaki arazi, arazi sahibinin bir üretim girdisidir. Tabiattaki herhangi bir parçanın sahibi, toprak sahibi/arazi ve arsa maliki, bunu ister satar, ister kiralar, ister devreder ve isterse miras olarak bırakabilir. Bu durum özel mülkiyet ekonomisi olan pazar ekonomisinde ve bu ekonominin hukukunda geçerlidir. Pazar ekonomisi içinde bulunduğumuz, bir parçası olduğumuz fiili reel hayattaki iktisâdi örgütlenmenin adıdır. Toprak sahibinin reel özel mülkiyeti topraktır. Toprak, bu ekonomik örgütlenmede alınıp satılabilen bir ana üründür, ana metadır, üretim girdisidir. Toprağın bir piyasası vardır. Toprak arz edilir, talep edilir dolayısıyla fiyatı ve miktarı belirlenebilir. Toprak bir üretim metasıdır.  Ticarî bir üretim kaynağıdır. Mübadeleye konu olur. Hukuken de sözleşmeye konu olur. Kısaca parayı veren toprağı alır, toprağı satan parayı alır. Başka bir anlatımla, toprağın fiyatı olan rant denilen geliri veren toprağı alır, toprağı satan veya kiralayan rant denilen geliri alır.
***                       
Emek, emekçinin bir üretim girdisidir. Emek, emek sahibinin bir kaynağıdır. Emek sahibi emeğini satar, emeğinin karşılığını ücret ile mübadele eder. Bu durum özel mülkiyet ekonomisi olan serbest piyasa ekonomisinde geçerlidir. Serbest piyasa ekonomisi içinde bulunduğumuz, bir parçası olduğumuz gerçek yaşamdaki iktisâdi örgütlenmenin adıdır. Emek sahibinin veya emekçinin gerçek özel mülkiyeti emektir Emek, bu iktisâdi örgütlenmede alınıp satılabilen bir ürün gibidir. Emeğin bir piyasası vardır. Emek arz edilir, talep edilir dolayısıyla fiyatı ve miktarı belirlenebilir. Emek bir üretim metasıdır.  Ticarî bir üretim kaynağıdır. Mübadeleye konu olur. Kapitalist sistemde yaşamak isteyen iş gücü, emeğini kapitalist yatırımcıya satmak zorundadır. Emekçi olup da yüksek gelir elde edebilecek olan orta sınıfta pazara hizmet ve mal satmak zorundadır. Emeğin satıcısı emekçidir. Emeğin alıcısı patrondur. Emeğin karşılığı olan ücreti alan emekçidir. Emeğin karşılığı olan ücreti veren patrondur. Emek ve ücret de mübadeleye konu olan üretim öğesi ve üretim öğesinin fiyatıdır. Kısaca pazar oluşmuştur. Kısaca parayı veren emeği alır, emeği satan parayı alır. Hukuken de sözleşmeye konu olur. Sözleşmenin konusu olan edim emektir ve ücrettir.  Emeğini satan emekçi emeğinden dolayı borçludur ve emeğinin karşılığı olan ücretten dolayı alacaklıdır. Emeği alan ve kullanan patron emeğin alacaklısıdır ve ücretten dolayı borçludur. Kısaca hukuktaki sözleşme iktisattaki mübadeledir. Mübadelenin gerçekleştiği yer olan piyasa veya pazar hukuk terminolojisinde sözleşmeye denk gelir. Sözleşmedeki borçlu ve alacaklı, mübadeledeki veya piyasadaki satıcı ve alıcı yahut üretici ve tüketicidir. Pazar ekonomisinde emeği çalışmaya iten paradır, paranın adı ücrettir.
***                            
Sermaye, sermaye zilyetliğinin bir kaynağıdır. Sermaye, sermayedarın bir üretim faktörüdür. Sermayedar, sermayesini ister satar, ister kiralar, ister devreder ve isterse miras olarak bırakabilir. Bu durum kişisel mülkiyet ekonomisi olan kapitalizmde geçerlidir. Sermaye veya anamal, alınıp satılabilen bir üretim girdisidir. Sermayenin bir piyasası vardır. Sermaye arz edilir, talep edilir dolayısıyla fiyatı ve miktarı belirlenebilir.  Sermaye veya anamal bir ana metadır. Ticarî bir üretim girdisidir. Mübadeleye konu olur. Hukuken de sözleşmeye konu olur.
***                             
Girişim kaynağı girişimciye ait bir kaynaktır. Müteşebbis, teşebbüste bulunarak tüketicilerin istemde bulunduğunu düşündüğü malları ve hizmetleri üretir.
***                        ***                       ***
Üretimdeki kaynaklar hür teşebbüs ekonomisinde görüldüğü üzere aynen üretilmiş ürünler gibi birer metadır. Alınıp, satılır. Bu üretim kaynakları metalar gibi arz edilir, talep edilir, fiyatı ve miktarı oluşur. Bu kaynakların tıpkı bu kaynaklarla üretilmiş metalar gibi kapitalist ekonomik örgütlenmede piyasası vardır. Ayrıca iktisattaki mübadele hukuktaki sözleşmedir. Mübadelenin yahut alımın-satımın gerçekleştiği yer olan piyasa veya pazar hukuk terminolojisinde sözleşmeye denk gelir. Sözleşmedeki borçlu ve alacaklı, mübadeledeki veya piyasadaki satıcı ve alıcı yahut üretici ve tüketicidir.
***                        ***                       ***
Kaynakların kısaca herkesin ve her şeyin bir fiyatı vardır. Uzun bir anlatımla; Fiyat mekanizmasının geçerli olduğu kapitalist ekonomide kaynakların kısaca herkesin ve her şeyin bir fiyatı vardır. Doğal olarak metalaşmanın olduğu yerde metanın mübadelesini kolaylaştıran fiyatlara gerek var. Herkes metadır, her şey metadır. Metaların fiyatı vardır. Hülâsa, Herkesin ve her şeyin fiyatı vardır. 
***                        ***                       ***
Her üretim kaynağının görüldüğü üzere değişim değeri vardır. Başka bir anlatımla, mübadele değeri her üretim kaynağının değeridir. Tabiatın değişim değeri ranttır, emeğin değişim değeri ücrettir, sermayenin değişim değeri faizdir. Değişim değeri denilen mübadele değeri aslında mübadelenin gerçekleştiği yer olan piyasanın pazar değeridir.
***                        ***                       ***
Her bir kaynağın fiyatı olduğu, herkesin ve her şeyin fiyatlandırıldığını bunun kapitalizmin piyasasında belirlendiğini belirttim. Tabiat parçası olan arazinin, arazi girdisinin, pazarda değeri belirlenmektedir. Toprak fiyatlandırılmaktadır. Toprak sahibi de fiyatlandırılmaktadır. Emekçinin kaynağının, emeğin pazarda değeri belirlenmektedir. Emek, fiyatlandırılmaktadır. Emeğin sahibi, emekçinin de fiyatı vardır. Sermaye girdisinin, anamalın, pazarda değeri belirlenmektedir. Sermaye fiyatlandırılmaktadır.  Herkesin ve her şeyin şahsî mülkiyet konusu olarak pazarda değerinin belirlendiğini ifade ettim.
***                        ***                       ***
Bir kişi bu üretim girdilerinin sahipliğine göre, ekonomik yaşama çeşitli şekillerle katılır veya katılmaya çalışmalıdır.
Bir şahıs, kendi emeği dışında, salt toprak girdisine sahipse toprağında üretim yaptırır. Toprağında istemde bulunulan ürünleri üretir.
Bir zat, salt emek kaynağına sahipse emeğiyle üretim yapar. Örneğin kitabın yazarı salt emek kaynağına sahiptir. Emeğiyle reel hayattan sonuç çıkartmaya çalışmakta ve bunları yazmaktadır, sınavlara hazırlanmaktadır. Yazıları kitap haline gelirse ve satarsa veya sınav kazanırsa gelir elde edebilecektir. Kısaca düşünsel emeğini satmaktadır.  
Bir kişi, kendi emeği dışında, salt sermaye üretim faktörüne malikse sermayesiyle üretim yaptırır.
Bir fert, hem toprak girdisine ve hem de emek kaynağına malikse toprağında ve emeğiyle üretim yapar ve başkasına üretim yaptırır.
Bir kimse, hem emek kaynağına ve hem de sermaye kaynağına sahipse emeğiyle ve sermayesiyle üretim yapar ve başkasına üretim yaptırır.  
Bir şahıs üç üretim girdisine sahipse üçünü kullanıp mal ve hizmet üretir.
***                     ***                       ***
Üretim öğelerinden bu kadar bahsetmişken bu öğeleri biraz daha detaylandırmaya ne dersiniz?
Doğa veya tabiat ya da toprak bir üretim girdisidir. Doğa veya tabiat nelerden oluşur? 
Doğanın üstü denilebilecek olan tarımsal toprak parçaları ya da araziler var olan, insan aracılığıyla üretilmemiş olan kaynaklardır.
Ormanlar, ormanı oluşturan ağaçlar potansiyel bir kaynaktır.
Dağlar, ovalar, tepeler, çöller, göller, denizler, okyanuslar akarsular/dereler, çaylar, ırmaklar, nehirler hazır bir kaynaktır.
Tabiattaki bitkiler var olan bir kaynaktır.
Doğadaki hayvanlar mevcut bir kaynaktır.
Tabiattaki yer altı madenleri potansiyel bir kaynaktır. Petrol madeni, doğal gaz madeni, bor madeni hazır bir kaynaktır.  
Toprağın üstündeki canlı ve cansız varlıklar elde olan bir kaynaktır.
Toprağın altındaki canlı ve cansız varlıklar mevcut bir kaynaktır.
Özetle, toprak bir üretim girdisidir. Potansiyel üretim girdisidir toprak.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               
Yerküredeki toprağın altında ve üstünde olan kaynaklar doğal kaynaklardır veya tâbii girdilerdir. Yeryüzü, aslında doğanın kendisidir. Başka bir anlatımla, yeryüzü ve yeryüzünün altı ve üstü tabiatın kendisidir. Dünya'nın altında ve üstünde olan her şey tabiattır. Tabiat veya doğa yeryüzüdür, yeryüzünün üstündekilerdir, yeryüzünün altındakilerdir. Dünya'nın içidir, yüzeyidir kısaca. Doğa hakkında şunları da söyleyebiliriz.
Doğa sözü toprak, akarsular, ormanlar ve toprak dâhil olmak üzere her türlü canlının ve cansızın yaşadığı tabiat ortamı anlamındadır. İlk insanların ortaya çıktığı zamandan başlayarak belli bir zamana kadar insanların doğanın parçası olarak hayatlarını devam ettirdiği söyleyebiliriz. Doğa spontane üretim yapıyordu veya kendi ürünlerini kendisi veriyordu. Kısaca kendiliğinden üretim yapıyordu. Doğa, işlenmemiş bir kaynaktır. Yani, çıplak bir üretim faktörüdür. İlk madde ya da ham madde özelliklerini gösterir. Geçmişte doğanın verdikleriyle yetiniliyordu. Şimdi doğadan yararlanılarak üretim araçları yapılıyor. Doğa günümüzde şekillendirilen müdahale edilebilen bir üretim girdisidir.
 
Emek nedir?
Çalışabilecek yaştaki insanların ürün üretirken kullandığı zihinsel ve fiziksel güçtür. Emeğiyle geçinen kişi emekçidir. Bu emekçiler emekleriyle çeşitli meslekleri icra ederek mal ve hizmet üretirler. Başka bir anlatımla, işgörenler türlü işlerde emek sarf ederek ürün ortaya çıkartırlar. Emekçi, talep olan yere emeğini arz eder. Emekçi, çeşitli meslekler uygulayarak talep eden kişiye, firmaya emeğini arz eder.
 
Bakalım bu mesleklere ve bu mesleklerin yapılacağı iş alanlarına.
 
Asker: Savunma hizmetini arz eden kişidir. Tüm toplum bu hizmetten yararlandığına göre toplumun tamamı talep eden durumdadır. Askerlik hizmetinin pazarda fiyatı ve miktarı belirlenemez. Bu yüzden tüm toplum vergi mükellefi yapılmalıdır. Devlet sınırları dâhilinde, ordu kurumları aracılığıyla savunma hizmeti verilir.
 
Askerlik mesleğini icra ederek, ortak savunma ihtiyacını karşılayarak ülkeyi savunması beklenen kişilerdir. Asker emeğini satan emekçidir. Çeşitleri vardır. Rütbesiz asker ve rütbeli asker. Rütbeli askerler darbe yapmayı düşünenler, darbe yapanlar, darbeci olmayanlar şeklinde üçe ayrılabilir. En büyük vazifeleri, birinci görevleri memleketi iç düşmanlar olan komünistlere, şeriatçılara ve teröristlere karşı savunmaktır. İkinci görevleri askere almak, her zaman tehdit olduğunu iddia etmek, vatanı sevdirmek ve askeri görevlere göndermektir. Üçüncü görevleri memleket sınırları dâhilinde üretim yapan ve hayatta kalmaya çalışan insanlara karşı dışarıdan gelecek olası saldırılara karşı savunmaktır. Kısaca, üçüncü görevlerinde ortak savunma ihtiyacını gidermekle görevlidirler. Bu görev esasında yerkürede tüm orduların asıl görevi olmasına rağmen, nevi şahsına münhasır bir ülke olan Türkiye'de üçüncü sıradadır.  Görüldüğü üzere iç düşmanı, dış düşmanından sayıca çok olan ülke aynı zamanda Türkiye'dir.
 
Sermaye girdisi nedir?
 
Üretim sürecinde emeğin verimini arttıran, daha çok mal yapılmasını sağlayan her türlü üretim vasıtasına denir. Başka bir tanımla, sermaye üretim mallarını anlatmakta kullanılan insan aracılığıyla üretilen ve sermayedarlar tarafından biriktirilen bir kaynaktır. Sermaye kaynağı, liberal ekonomik düzende özel mülkiyete tâbiidir.
Fabrikalar, sermayedir.
Fabrikadaki makineler, sermayedir. Dokuma tezgâhı makinedir ve bir sermayedir. Süt sağma aracı bir sermayedir.
Fabrikadaki araçlar sermayedir.
Fabrikadaki gereçler sermayedir.
Fabrikadaki mal üretimine yardımcı olan aygıtlar bir sermayedir.
Velhâsıl, araç, gereç, makine ve teçhizat sermayedir.
***                        ***                       ***
Türkiye ve dünyada özel mülkiyet ekonomisi olan pazar ekonomisi veya kapitalizm geçerli ise bu kaynakları kişiselleştirmek gerekmez mi?
Pazar ekonomisinde üretim araçlarına ve fabrikalara şahıslar sahiptir. O halde diğer üretim kaynakları da şahıslarda olmalı mıdır?
Otoyolları kişisel mülkiyet haline geldiğini düşünelim. Üretici belli, otoyola sahip olan kişidir. Tüketici belli taşıt sahipleri ve şoförler. İstem ve sunum şartlarına göre fiyat belli olacak... O fiyatı verenler kısaca parayı verenler otoyoldan geçecek, vermeyenler yola çıkmayacak. Başka bir anlatımla, Otoyolları otoyolda üreticilik yapmak isteyenlere satılsın. Arz eden otoyol maliki kişi olsun. Otoyoldan geçmek için fiyat ödensin. Otoyolun üreticisi ve tüketicisi belli olsun. Parayı veren ulaşımdan yararlansın. Ayrıca burada çalışmak isteyenler için bir emek piyasası oluşsun. Burada oluşacak emek piyasasında ve bu piyasadaki oluşacak emek fiyatıyla insanlar istihdam edilsin.
***                        ***                       ***
Kamu iktisâdi teşebbüsleri özel mülkiyet haline getirilirse ne olur? Parayı veren işletmenin ürettiği malı alır.  Fiyatlara müdahale edilmez. Fiyatlar, özel firmaların piyasadaki rekabetiyle oluşur.
 
Kamu kolaylıkları veya doğal tekeller ferdi mülkiyet durumunda olmalıdır.
Kanunî tekeller şahsî mülkiyet haline getirilmelidir.
Deniz ulaştırması ferdi mülkiyete ait araçlarla yapılmalıdır.
Şehirlerdeki toplu taşıma hizmetleri kişisel mülkiyet haline getirilmelidir.
Turizm ve otelcilik işletmeleri ferdi mülkiyet haline getirilmelidir. 
Enerji üretimi kişisel mülkiyet konusu olmalıdır.
Enerji dağıtımı ferdi mülkiyet konusu olmalıdır.
Demir-çelik üretimi kişisel mülkiyet haline gelmelidir.
Üniversiteler şahsî mülkiyet haline getirilmelidir. Parayı veren öğretim görsün.
Hastaneler
***                        ***                       ***
Kaynaklar yerine bazen üretim girdileri, üretim faktörleri, üretim kaynakları, üretim güçleri, üretimde kullanılan öğeler, girdiler gibi iktisâdi terimler kullanılabilmektedir. Bu kavramları da açalım. Üretim girdileri, insanoğlunun gereksinimlerini tatmin etmede elzem olan ürünlerin oluşturulması sürecinde kullanılan elemanlardır. Üretim faktörleri, toplumun gereksinmelerini doyurmada lüzumlu olan çıktının yapılmasında etken olan girdilerdir. Üretim kaynakları; insanlığın isteklerini tatmin için zorunlu olan ürünlerin oluşturulmasında kullanılan öğelerdir. Kaynak sözünü başlangıç yeri olarak anlarsak "üretim kaynakları" için şöyle bir anlatımda bulunabiliriz: Üretimin başlangıç yeri, üretimi başlatan yer olarak yorumlamak olanaklıdır. Üretim sürecinin başlangıcında ne var? İnsan var, arazi var, fabrika var, makine var. çıkış yeri kaynak, oluşum yer. Üretim güçleri, âdemoğlunun gereksinmelerini sağlanması için mecburî olan mal ve hizmetlerin yapılmasını sağlayan girdilerdir. Üretimde kullanılan öğeler, ademiyetin yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu olan mal ve hizmetlerle, zorunlu olmayan mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan kaynaklardır. Girdiler, yerküredeki tüm insanlığın zorunlu olan ve zorunlu olmayan gereksemelerin doyumu için zarurî olan ve zarurî olmayan ürünlerin sağlanmasında kullanılan girdilerdir. Kaynaklar için şu tanımları da yapabiliriz: Kaynaklar, insanları hayatını sürdürmesi için gerekli kişisel malların ve kamusal hizmetlerin üretiminde yer alan girdilerdir. Kaynaklar; toplumu oluşturan insanların ferdi ihtiyaçlarını karşılayan bireysel malları, toplumun toplumsal gereksinimlerini gideren sosyal hizmetleri üreten üretim faktörleridir. Kaynaklar, insanlığın sosyal ve bireysel gereksinimlerini tatmin eden hizmetlerin ve malların üretim etkinliğinde ihtiyaç olduğunda kullanılan elemanlardır. Görüldüğü üzere bu terimler eş manalı terimlerdir.
***                        ***                       ***
Burada bahsettiğimiz emekçi emeğini kullanıyor ve üretim yapıyor. Girişimci, girişim yapıyor. Toprak sahibi toprağında üretim yapıyor. Makinelerde üretimi sağlıyor. Bakalım bunlara ne deniyormuş? KAYNAKLAR.
***                        ***                       ***
Bu kaynakların sahipliği kimde olacak? Bu kaynaklar kime ait olacak?
Bu kaynaklar ne zaman kullanılacak?
Bu kaynaklarla ne üretilecek? Bu kaynaklarla ne tür ürünler üretilecek?
Bu kaynaklar ne kadar kullanılacak? Bu kaynaklarla üretilen ürünler ne kadar üretilecek?
Bu kaynaklar nasıl kullanılacak? Bu kaynaklarla üretilen ürünler nasıl üretilecek?
Bu kaynaklar kim için kullanılacak? Bu kaynaklarla üretilen ürünler kim için üretilecek?
Bu kaynakları kullanırken yol gösterici araç hangisi olacak? Bu kaynaklarla üretilen ürünleri üretmede etken olan ne olacak?
***                        ***                       ***
Kaynakların sahipliği iktisâdi örgütlenmelerle ilgilidir. Tabiat ve tabiatı oluşturan parçalar bireye mi veya topluma mı ait olacak? Kısaca doğanın maliki kim olacak? Emeğin sahibi emekçi mi olacak veya emekçi adına kamu mu malik olacak? Sermayenin sahibi kişisel mi olacak yoksa kamu adına devlet mi zilyet olacak? Girişimci birey mi olacak, yoksa devlet mi olacak? Bu kaynaklar bireye ait ise kapitalist ekonomi veya serbest pazar ekonomisi kısaca pazar ekonomisi topluma ait ise sosyalist ekonomi veya merkezi plânlama ekonomisi kısaca kumanda ekonomisi şartları oluşmaktadır.  Böylece iktisâdi organizasyonlara sözü getirmiş olmaktayız.
***                        ***                       ***
Kaynakların kullanım miktarı da iktisâdi düzenlerle ilgilidir. Toprağın ne kadarı kullanılacak? Toprağın kullanımında fiyatlar mı etkili olacak? Merkezi bir plân mı yapılacak?  Emekçilerin ne kadarı istihdam edilecek? Emekçilerin istihdamında emekçinin emeğine biçilen fiyatlar mı etkili olacak? Plânlama mekanizmasıyla mı emekçiler istihdam edilecek? Anamalın ne kadarı kullanılacak? Anamalın kullanımında fiyatlar mı yol gösterici olacak? Merkezi bir plânla mı anamal kullanılacak?
***                        ***                       ***
Kaynakların kullanım şekli de ekonomik sistemlerle ilgilidir. Emek yoğun mu kullanılacak? Sermaye yoğun mu kullanılacak? Arazi yoğun mu kullanılacak?
***                        ***                       ***
Kaynakları kullanırken fiyatlar mı etkili olacak? Plânlama mı yapılacak? Toprağı kullanırken fiyatlar mı etken olacak? Emeği kullanırken fiyatlar mı etken olacak? Sermayeyi kullanırken fiyatlar mı etken olacak? Tüm bu kaynaklar merkezi bir plânla mı kullanılacak?
***                        ***                       ***
 
 
 

  


Yorum Yaz

Yorum yazabilmeniz için üye girişini yapmalısınız.

Üye Girişi

Benzer Diğer Yazılar

reddear



Adı Soyadıahmet sönmez
E-postaahmet0648@yahoo.com
Kayıt Tarihi28.02.2010

Yazar profili için tıklayınız

Yazara ait yazılardan...

Son EklenenlerSon Yorumlananlar
Anasayfa  |  Biz  |  İletişim
Her hakkı saklıdır © 2008-2010 Yazarak.com
Tasarım & Programlama: Devrim Altınkurt