|
Sürekli takip ettiğim yabancı bloglardan birinde geçen gün ilgimi çeken bir konuya rastaldım.Yazıda youtube`da izlenen tüm zamanların en iyi ve en çok izlenen 10 videonun listesini çıkarmışlardı.O gün itibari ile sizlerle paylaşmayı istemiştim ama fırsatım olmadığı için bu güne erteledim.Videoların izlenme sayıları her geçen gün artmaktadır bu yüzden bu videolar 10 Ocak 2010 tarihine göre listelenmiştir.
|
Türkiye Halı Saha Ligi... Maçların hepsi hakemli, fotoğraflı, videolu, gözlemcili, ropörtajlı ve yorumlu... Maçlar istediğiniz sahada, yerde ve saatte, istediğiniz takımla... www.rakipbul.com
|
Zaman.Bazen çok hızlı geçtiğinden bazense hiç geçmediğinden yakındığımız kavram.
|
Güven.Ya çok abartırız: "Arkadaşlarımdan nefret ediyorum, ailemi sevmiyorum hayatta güvenebileceğim bir kişi bile yok. Ya da çok tozpembe bakarız: "Harika bir çevrem var, ailem her istediğimi gerçekleştiriyor herkesi seviyorum ve çevremdeki herkese güveniyorum. Ne abartacağım ne de tozpembe sunacağım güveni.
|
Ekrem, soluk soluğa kalmıştı. Teri, altındaki bedeni damla damla yıkıyordu adeta. Kendini kadının üstünden yatağa attı, gözlerini kapatıp kalp atışının normale dönmesini bekledi.
"Bir şey ister misin canım?"
"Soğuk bir şeyler getir."
"Oldu." Kadın, terli bedenine ipek sabahlığını geçirip odadan çıktı.
Ekrem'in içi kayar gibi oldu ama uyumamalıydı; eve gitmesi gerekiyordu. Bu akşam iş yemeğindeydi, seyahatte değil. O sırada cep telefonu çalınca 'eyvah! Hanım!' diye düşündü bir an. Ama hayır, o değildi. Beklediği telefon gelmişti nihayet. "Alo? Hah! Anlat.... Ne! Sulukule mi? Allah Allah.. Enteresan. Adam? Araba kiralık mıymış? Kimin adına kiralanmış? O da kim? Araştırın. Bak, şimdi beni iyi dinle."
|
|
|
Sulukule'de el ayak çekilmişti. Kiminin horultusu mahalleyi sararken kimi hayalinde ünlü oluyor, sipaliye sipali demiyordu. Ötekisi televizyonda gördüğü, adını bilmediği ülkelerde krallara, kraliçelere, büyük barolara dans ediyor; okyanuslar aşıyor, her yeri görüyor, herkesi tanıyordu. Hepsinin kendine göre hayali vardı ama umut dersen, işte o yoktu.
|
Hasan, şaşırarak sesin geldiği tarafa baktı. Esmer dansçıyı görünce şaşkınlığı bir kat daha arttı. Kız, cilveli cilveli, parmağıyla gel gel ederek yanına çağırıyordu. Hasan, hızlı hızlı başını iki yana salladı.
"A be gelesin, mısır koçanı!"
Hasan, kıza ayıplarcasına bakıp arkasını döndü.
"A be dingil, sanarsın sana bayıldım! Napayım be senin gibi pençeleri törpülüyü!"
Bu sırada Hasan'ın yanına geldi. Alçak sesle sordu, "Zarife'ye yangınlandın?"
|
|
|
|
|